After Yang

Yönetmen: Kogonada / Oyuncular: Colin Farrell, Jodie Turner-Smith, Malea Emma Tjandrawidjaja, Justin H. Min / Tür: Bilim kurgu, dram / Süre: 96' / Ülke: ABD

Değerlendirme: 4 / 5.

Okuldaki diğer çocuklar Mika’yı evlat edinen ebeveynlerinin hiçbir zaman gerçek ailesi olamayacağını söylediğine ve o da kendisini bu düşüncenin ortasında bulunca, Yang küçük kızı bir bahçeye götürüyor. Bir başka ağacın dalıyla kendine güç ve şifa bulan ağacın kenarına geldiklerinde Yang, dışarıdan normal değilmiş gibi görünen bu birleşimin bir mucize olduğunu, bu dalın da tıpkı diğerleri gibi ağacın bir parçasına dönüştüğünü gösteriyor. Tıpkı kardeşi (mei-mei) gibi, tıpkı bir android olarak kendine yaşam bulduğu ailesi gibi…

İkinci filmi After Yang ile önce Cannes, sonra da Sundance gibi film festivallerine konuk olan Kogonada, bunun gibi pek çok anıyla, bir ailenin kayıp sonrası yaşadıklarının günlüğünü tutuyor. Alexander Weinstein tarafından kaleme alınmış “Saying Goodbye to Yang” isimli kısa öyküyü beyaz perdeye taşıyan Güney Kore doğumlu Amerikalı yönetmen, kayıplarının ardından yitirdikleri ‘tekno sapien’ asistanlarının yasını; belleğine kaydettiği anıları aracılığıyla, bir parçasına dönüştüğü ailesiyle geçirdiği günlere ve onlarla tanışmadan önceki hayatına melankolik bir biçimde bakıyor. Kogonada filmin kayda değer bir bölümünde, silikleşen hatıralara, gözün bir zamanlar gördüğüne, zihnin bir zamanlar düşündüğüne ve yüreğin bir zamanlar hissettiğine eğiliyor. İster insan isterse de bir android olalım; benliğimiz bir uzaysa eğer, mevcudiyetimiz de bu üç gezegen arasındadır diyor kamerasıyla.

Yakın gelecekte, sesli asistan teknolojisinin epey ilerlediği bir dönemde tutuyor sessiz yaslarını karakterler. Onlar için sıradan bir yardımcı olmayan Yang, ailelerin katıldığı bir dans yarışmasının ardından kullanım dışı kalınca, çözüme ve ailenin ‘tekno sapien’ olarak adlandırılan üyesinin sağlığına varıp varmayacağı meçhul olan bir yola atılıyor evin babası Jake. Ses köprüleriyle bağlanmış anılar art arda gözlerimizin önünde akarken; o da kapı kapı geziyor Yang’in geri dönüş ihtimali için. Çünkü bir android olduğu kadar, Mika için bir dert ortağı ve bir kardeş de Yang. Kızlarının Çin’e uzanan köklerine bağlanması ve kültürünü tanıması için bir rehber aynı zamanda, ebeveynler arasındaki fark etmenin pek güç olmadığı mesafe için de bir kamuflaj hatta.

Yang’in sisteminde bulunan ve her gün çektiği birkaç saniyelik videolarının depolandığı belleği izledikçe Jake, ailesiyle arasına giren mesafeyi de seyirciyle birlikte keşfediyor. Yang’ın hatırladıkları, onun unuttuklarına -belki de hiç bilmediklerine- ışık tutuyor. Bu kayıp, tamir ve tedavi sürecinde rast geldiği, androidin hiç dile getirmemiş olsa da derin hisler beslediği Ada karakteri, Jake ile Yang arasındaki yabancılığın en büyük örneği mesela. Onun ilk kez videolar aracılığıyla gördüğü ve peşine düştüğü Ada her zaman oradaydı aslında, evine girip çıkardı ve Yang’in dünyasının da en önemli parçalarındandı.

After Yang’in açılış sahnesinin, Yang’in kameramanlık görevini üstlendiği ve kadraja sonradan katıldığı bir aile fotoğrafı çekimi olması da Kogonada’nın melankolik bilim kurgusunda neler anlatacağıyla ilgili önemli bir ipucu. Ne de olsa filmin ana karakteri, ilk andan beri kameranın ardında kalan androidin anılarında kendini buluyor; Yang giderken Jake’e onun hatıralarını miras bırakıyor.

Comments (

0

)

%d blogcu bunu beğendi: